Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da temel atma ve anahtar teslim töreninde konuştu

AA & Ensonhaber

Diyarbakır’da, Deprem Konutları Temel Atma ve 1432 Konut ile 17 Dükkan Anahtar Teslim Töreni düzenlendi.

Tören, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Kılıçdaroğlu’na Kandil desteği Erdoğan’ın gündeminde

Erdoğan’ın gündeminde, Kandil’den terör örgütü elebaşlarının 6’lı masaya yönelik destek mesajları vardı.

Söz konusu mesajlarda, “Burada küçük hesap yapmamak lazım.” denilerek HDP’nin tavrının CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına destek konusunda önemli olduğu belirtildi.

“Benim Kürt kardeşlerimi aldatacaklarını zannediyorlar”

Erdoğan, “Kandil’den Bay Bay Kemal’i destekleyeceklermiş. Oradan talimat veriyorlar. Benim Kürt kardeşlerimi de böyle aldatacaklarını zannediyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Ne bize ne bu topraklara hayır gelir”

“Bunlardan hangisinin kimin ne derdine derman olduğunu, kimin hangi yarasına merhem olduğunu gördünüz değil mi?” diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Bunlar, Diyarbakır annelerinin yavrularını daha kaçırmadılar mı? O genç yavrularımızı Kandil’e kaçırmadılar mı? Orada bunları taciz etmediler mi? Öyleyse bunlara 14 Mayıs’ta tarihi ders vermeye var mıyız? Hazır mıyız?

Kafası da kalbi de gözü de bu ülkenin dışına dönük olanlardan ne bize ne bu topraklara hayır gelir. Üstelik bir de gittiler bu ülkede Diyarbakır’a ve Kürt kardeşlerime en çok eziyet etmiş tek parti faşizminin temsilcisi CHP’nin kurduğu masaya yancı yazıldılar.

Diyarbakır’a ve bu ülkenin 80 vilayetine kendi insanımızdan, devletimizden, gücümüzden başka hayrı dokunacak kimsenin olmadığını hep birlikte yaşadık, gördük.

“Sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum”

Erdoğan, konuşmasında şunları da söyledi:

Artık son günlerine yaklaşığımız Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Ramazan’ın son on günü içinde gizli olduğu bildirilen Kadir Gecenizi tebrik ediyorum. Önümüzdeki hafta sonu vasıl olacağımız bayramınızı şimdiden kutluyorum. Bugün bir kez daha dünyalar güzeli Dicle’nin incisi Diyarbakır’da sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum.

Bu şehrin her taşında tarihin, medeniyetin nabzı atıyor. Peygamber yoldaşlarının izi sürülüyor. Dicle ve Fırat’ın coşkusu, bereketi, asaleti bu şehrin her karış toprağında kendini belli ediyor. Şu anda karşımdaki muhteşem topluluk aynen bunu haykırıyor. Bereketli hilalin sembolü bu şehir; kardeşliğin, barışın, birlikte yaşamanın timsali olarak hep başı dik durmuştur.

Türküsünü, ‘sen gidersen benim başka kimim var’ diyerek yakan, birlik ve beraberliğin ahdini yüreğine yazan bu şehri her şeyiyle seviyoruz. Bu sevgiyle Diyarbakır’ın tüm ilçelerini, mahallelerini, sokaklarını, hanelerini ayrı ayrı selamlıyorum.

Diyarbakır’ın büyük şairi Ahmed Arif ne diyor: ‘Bunlar engerek ve çıyanlardır, bunlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır. Tanı bunları, tanı da büyü!’

“Bunlar katil, bunlar terörist”

Diyarbakır, 40 yıldır ekmeğine göz koyanlara karşı birliğini, beraberliğini, kardeşliğini muhafaza etmenin mücadelesini veriyor. Geçmişte bu şehre ve insanlarına yapılan yanlışlar ve zulümler oldu mu? Elbette oldu. Müze ve kültür merkezi haline getirmekte olduğumuz eski Diyarbakır Cezaevi bunun şahitlerinden değil mi?

Ama bunların hesaplaşmasını onun evlatlarının canına, işine, aşına, ekmeğine, özgürlüğüne haysiyetine göz dikerek yapmaya kalkanların zulmü, daha insafsız, daha vicdansız, daha ahlaksızdı.

Kürt kardeşlerimi sokağa dökerek 51 yavrumuzu Diyarbakır’da maalesef öldürmediler mi? Şimdi bu Selo nerede? Yasin Börü yavrumuzu bunlar şehit etmediler mi? Bu yavrularımızın üzerinden arabalarla geçerek bunları şehit etmediler mi? Bunların derdi Kürt değil; bunlar katil, bunlar terörist. Bu teröristlere 14 Mayıs’ta gerekli dersi vermeye var mıyız? Ben size inanıyorum.

“Bunların derdi hiçbir zaman Diyarbakır olmadı”

Evlatlarının hasretiyle yanan Diyarbakır annelerine bile tahammül edemeyenlerin bırakın bu şehrin vicdanıyla, insanlıkla bile ilgisi yoktur. Esasen bunların derdi hiçbir zaman Diyarbakır olmadı. Diyarbakırlının çilesi, derdi, talebi olmadı.

Bunların söyledikleri o süslü cümlelerin gerisindeki gerçek kimlikleri, parasını verenin Türkiye’ye karşı kullandığı birer kiralık katiller ordusu olduklarıdır. Kollarına kim girerse onun çıkarı için kendi insanına, topraklarına silah doğrultana başka ne denir?

Eğer öyle olmasaydı, baldıran zehri içme pahasına yürüttüğümüz çözüm sürecinde uzattığımız eli ısırmazlar, açtığımız yüreğimize hançer saplamaya kalkmazlardı. Derdi Diyarbakır, Kürt kardeşlerimizin hakkı ve hukuku olanın yapacağı iş silahı bırakıp, bu ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak ortak geleceğimizdeki yerini almaktır.

Ama öyle yapmadılar. Çünkü bunların böyle bir irade sergileyecek selahiyetleri yok. Bunlara verilen görev emperyalizmin uşaklığını yapmaktır. Bunların siyasi parti kisvesi altında çalışan uzantıları aynıdır.

“Bizim tek derdimiz bu ülkedir”

Sizlerin oyuyla bu ülkeye, bu millete, bu milletin tüm değerlerine düşmanlık yapan, ideolojik sapkınlıkları Meclis’e gönderenlerin Diyarbakır’a hizmet gibi bir çabası olabilir mi?

Bizim tek derdimiz bu ülkedir. Hiçbir ayrım olmaksızın bu ülkenin insanları, evlatlarımızın geleceğidir. Diyarbakır’ı bir avuç emperyalistin karanlık hesaplarının mezesi yapmaya kalkanların karşısına bu inançla çıkıyoruz. Bizim topraklarımızda başaramadıkları, Irak’ta başaramadıkları oyunu, Suriye’de tekrarlamaya çalışanlar bugün varlar, yarın unutmayın olmayacaklar.

Ama biz bu coğrafyada Allah’ın izniyle ilelebet kardeşçe yaşamayı sürdüreceğiz. Tüm hesapların bu gerçeğe göre yapılmasını istiyorum. Buradan altını çizerek ifade etmek isterim ki; milletimizin geleceğinde ne sokaklarında beyaz torosların gezdiği, ne de dağlarında eli kanlı canilerin cirit attığı bir Türkiye fotoğrafına asla ve asla yer yoktur, olmayacaktır.

Nasıl vesayetin namluyla sivil siyaseti esir aldığı Türkiye’yi kabul etmediysek, PKK’sından FETO’suna terör örgütlerinin siyaseti yönlendirdiği Türkiye’yi asla kabul etmeyeceğiz. Temel hakların yok sayıldığı bir Türkiye’ye rıza göstermediğimiz gibi, bölücü örgütün milleti canından bezdirdiği bir Türkiye’ye de razı olmayacağız. Biz 85 milyonun kardeşlik, birlik, dirlik, beraberlik içinde yaşadığı müreffeh, özgür ve güvenli bir Türkiye istiyoruz.

“Türkiye Yüzyılı’nı başlatıyoruz”

20 yıl önce bu Diyarbakır neydi, bugün hamdolsun bu Diyarbakır ne? Bu Türkiye’de hiç kimse kökeninden, inancından, dilinden, kültüründen, kılık kıyafetinden dolayı horlanamaz, ötekileştirilemez. Bu Türkiye’de faili meçhullere, tehdide, tehdişe yer yoktur. Bu Türkiye, vatandaşlarının güvenliği, hak ve özgürlüklerini aynı anda sağlayabilen bir Türkiye’dir. Milletimizle işte bu istikamette ‘durmak yok yola devam’ diyerek bugünlere geldik.

Rabbimize olan güvenimiz ve milletimizden aldığımız destekle girdiğimiz her mücadeleden alnımızın akıya çıktık. Şimdi yeni bir dönemin, yeni bir mücadelenin yeni bir asrın eşiğindeyiz. Cumhuriyetimizin ilk asrını eksiği, fazlası, günahı ve sevabıyla geride bırakıyoruz. Geçtiğimiz 21 yılda ülkemize kazandırdığımız demokrasi ve kalkınma atılımları sayesinde hamdolsun bu dönemin eksiklerini önemli ölçüde telafi ettik. Artık Türkiye Yüzyılı’nı başlatıyoruz.

“14 Mayıs’ta yeni bir milli irade destanını beraber yazacağız”

Türkiye Yüzyılı’nı Diyarbakır’la beraber inşa edeceğiz. Milletimizi hayalleriyle beraber buluşturacağız. Ülkemizin huzuruna ve refahına göz dikenlerini beraber püskürteceğiz. Yönümüzü hakka ve hakikate yönelterek 14 Mayıs’ta yeni bir milli irade destanını inşallah beraber yazacağız.

Gelin, 14 Mayıs’ta ‘yeter söz de karar da milletindir’ diyerek, yeni şahlanışa beraber imza atalım. Bu ülkenin tüm insanlarının hayallerini kucaklayan yeni, sivil anayasayı beraberce yapalım. Bu çağrım Diyarbakır’la birlikte tüm Türkiye’yedir, 85 milyonun tamamınadır. Bu çağrım, kendisinin ve evladının geleceği için endişe duyan herkesedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir