Roma’da Karadeniz Tahıl Girişimine ilişkin panel düzenlendi

Vatikan Devletlerle İlişkiler Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Paul Gallagher, Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşmasının kolay şekilde ortaya çıkmadığını, halen belirsizliğe maruz kaldığını, bununla birlikte korunması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin Vatikan Büyükelçiliği ile Ukrayna’nın Vatikan Büyükelçiliği, Yunus Emre Enstitüsü Roma Türk Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde “Ekmek ve Barış: Karadeniz Tahıl Girişimi ve Diplomatik Çözüm için Arabuluculuk Çabaları” isimli ortak bir panel düzenledi.

Vatikan Devletlerle ve Uluslararası Örgütlerle İlişkiler Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Monsenyör Paul Richard Gallagher, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Ufuk Ulutaş, Ukrayna’nın Vatikan Büyükelçisi Andrii Yurash ve Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nden (EDAM) Dr. Can Kasapoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı paneli, çok sayıda kordiplomatik temsilci takip etti.

Büyükelçi Ulutaş, panelin açılışında yaptığı konuşmada, Ukrayna savaşının kordiplomatik arasında en çok konuşulan konu olduğunu belirterek, “İnsanlar, Ukrayna’yı takip ediyor, Ukrayna hakkında konuşuyor, endişeleniyor. Savaş, barış, sahadaki vahşet ve Karadeniz Tahıl Girişimi gibi anlaşmalar üzerine konuşuyoruz. Burada Ukrayna halkının direnişine duyulan güçlü bir sempati de paylaşılıyor. Ukrayna savaşı hakkında konuşurken, aynı zamanda barış umutları üzerine konuşmamız gerekiyor.” dedi.

Ulutaş, panellerinin, Karadeniz Tahıl Koridoru’nun uzatılmasına yönelik görüşmelerin bugünlerde yapılacağı kritik bir zamana denk geldiğine dikkati çekti.

Monsenyör Gallagher ise, paneli organize eden Türkiye ve Ukrayna büyükelçiliklerine teşekkür ederken, “Bugünkü toplantının başlığını son derece yerinde buldum: ‘Ekmek ve Barış’. Bu, sadece insan yaşamı için sosyal ve politik düzenin öncelikli kodları değil aynı zamanda aralarındaki yakın ilişki, ekmeksiz huzurun olmadığının kabul edilmesi açısından da önemli.” diye konuştu.

Ukrayna’nın dünyanın önde gelen tahıl ihracatçısı olduğuna ve savaşın bu ihracatı etkilediğine işaret eden Gallagher, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olumlu işbirliği ve Başkan Vladimir Putin ile Başkan Volodimir Zelenskiy’nin istekliliğiyle gösterilen ortak çaba neticesinde 22 Temmuz 2022’de Karadeniz Tahıl Girişimi’nin İstanbul’da imzalanması mümkün oldu. Bu anlaşma kolay olmadı. Uygulaması da kolay olmayan bu girişim defalarca tehdit edildi, halen de belirsizliğe maruz kalıyor. Bu girişim sadece övülmekle kalmamalı, aynı zamanda korunmalı da.” ifadelerini kullandı.

Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus’un da Karadeniz Tahıl Girişiminin imzalandığı dönemde, tahıl yüklü ilk geminin Ukrayna limanından hareket edişini büyük memnuniyetle karşıladığını hatırlatan Gallagher, “Papa, bu girişimin, herkesin yararına somut sonuçlar elde etmenin diyalog yoluyla mümkün olduğunu ortaya koyması açısından önemine vurgu yaptı.” dedi.

Saldırganlık savaşının arkasındaki neden ve amaç ne olursa olsun kabul edilemez olduğunu dile getiren Gallagher, Ukrayna’da 1 yıl 2 aydır süren savaşın, kendilerini çok sayıda ölü ve yaralının üzücü hikayesiyle, yerlerinden edilmiş kişiler ile halen anlatılmamış hikayelerle karşı karşıya bıraktığını, temennilerinin barışın sağlanması olduğunu söyledi.

Ukrayna’nın Vatikan Büyükelçisi Yurash da böyle önemli bir başlıkta bu paneli düzenledikleri için Büyükelçi Ulutaş’a teşekkür etti. Yurash, Ukrayna’nın önemli bir tahıl ihracatçısı olduğunu ancak bunun öneminin geçen yıl şubatta Rusya’nın saldırısıyla başlayan savaşla tahıl ihracatının durmasıyla pek çok ülke tarafından anlaşıldığını dile getirdi.

Yurash, kıtlık tehdidi ya da gıdanın hiçbir şekilde, ahlaki açıdan da bir savaş silahı olarak kullanılmaması gerektiğini ifade etti.

Büyükelçi Ulutaş da panelde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini, aynı zamanda ateşkes ve diplomatik bir çözüm için de çalıştıklarını, ancak Buça ve İrpin’de yaşanan vahşetlerin bu yoldaki gidişatı değiştirdiğini belirtti.

Rusya-Ukrayna savaşında siyasi ve askeri alana dair değerlendirmelerde bulunan Dr. Can Kasapoğlu da “Hiçbir şey Rusya’yı zayıflık kadar provoke edemez. 2008’de Gürcistan’ın işgalinden 2 yıl sonra 2010’da NATO Stratejik Konsept’te Rusya partner ülke olarak tanımlandı. Bütün bunlar, Rusya’yı 2014’te Kırım’ı işgali için provoke etti sonra da Suriye’ye askeri olarak dahil oldu 2015’te.” yorumunu yaptı.

Kasapoğlu, Avrupa ülkelerinin Rusya’yı dışlamasının uzun vadede ilişkileri daha da zorlayabileceğini söyledi.

Bu savaşta konuşulan üç senaryo bulunduğunu dile getiren Kasapoğlu, bunlardan kötü senaryonun, Wagner gibi grupların hakimiyetlerinin artması, felaket senaryosunun Rusya’nın savaşı kazanıp Ukrayna’yı etkisi altına alıp, Avrupa kapılarına dayanması, iyi senaryonun ise Ukrayna’nın karşı saldırıyla savaşı kazanması olduğunu söyledi.

Bu arada, Monsenyör Gallagher, toplantının ardından Türk gazetecilerin Ukrayna’daki savaşa dair sorularını yanıtlarken, “Durumun ne kadar karışık ve hassas olduğunu biliyoruz. Bu da bizi, barışa yönelik daha sıkı çalışmamız yönünde teşvik ediyor.” dedi.

Gallagher, Karadeniz Tahıl Girişimi ile ilgili olarak, “Uluslararası toplum cesaretinden ötürü ve bu anlaşmada yaptıklarından dolayı Türkiye’ye minnettar.” ifadesini kullandı.

Panelin ardından mini bir resepsiyon da verildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir